Yazılar

Titreşimden Anlam'a Yolculuk

Bir melodinin beni neden etkilediğini açıklamak, etkilendiğimi fark etmekten çok daha zor.

Müziğe çoğu zaman “evrensel dil” deniyor. Benzetmeyi seviyorum ama tam olarak doğru olduğundan emin değilim. Bir dil çevrilebilir; müzik çevrilemiyor. Bir şarkının bende bıraktığı şeyi size aktarmak istediğimde elimde yalnızca sözcükler kalıyor ve hepsi eksik geliyor. Belki müzik bir dil değil, dilin bittiği yerde devreye giren başka bir şey.

Fizikte her sesin bir titreşim olduğunu biliyoruz. Bunu metafora çevirmek cazip: madem her şey titreşiyor, madem müzik de titreşim, o hâlde müzik varlığın özüne dokunuyor olmalı. Yıllarca bu cümleyi kurdum. Şimdi kurarken daha dikkatliyim, çünkü cümle iki ayrı şeyi birbirine bağlıyor — ölçülebilir bir olguyu ve ölçülemeyen bir hissi. Aradaki köprü sandığım kadar sağlam değil. Yine de o hissi yok sayamıyorum; bir benzetmenin zayıf olması, tarif ettiği şeyin yaşanmadığı anlamına gelmiyor.

Beste yaparken olan şey bana “bulmak” gibi geliyor, “yapmak” gibi değil. Bir ezgi kafamda belirdiğinde onu icat ettiğimi değil, fark ettiğimi düşünüyorum. Bu elbette bir yanılsama olabilir; zihnin kendi ürettiğini dışarıdan gelmiş gibi sunması bilinen bir şey. Ama yanılsama demek, o an ne olduğunu açıklamıyor — yalnızca adını koyuyor.

Bu yüzden buraya bir sonuç yazmayacağım. Sorunun kendisini bırakıyorum: bir ezgi bende bir anlam açıyorsa, o anlam ezgide mi vardı, yoksa oraya ben mi koydum?

BölümDeep Pilot